Haz 272011
 

Artık Rüstem’in de uçup gittiğine ikna olmuşken, bugün öğlene doğru -onun olduğunu düşündüğüm- tiz çığlıklar duydum. Balkona çıkıp etrafı inceden inceye tarasam da bir işe yaramadı. Sesin tam olarak nereden geldiğini anlayamadım.

Sabah ta karşı çatıda – yüksek olduğu için üzerinde neler olup bittiğini göremiyorum- epey bir hareketlilik vardı. Bir sürü martı bağrışarak oralarda uçuştu. Çatıya konup kalktılar. Sonra dağılıp gittiler. Sesler de kesildi.

Tiz çığlıklar bir ara durdu. 15-20 dakika sonra tekrar başladı. Üstelik bu kez sesin geldiği yön de belliydi. Sağ taraftaki yüksek çatı. İnatla durup oraya bakmaya başladım. Bir kaç dakika sonra tombul bir gövde çatının kenarında arz-endam etti. Rüstem bu! İşte kafasındaki çarpık tüy! Biraz orada durdu. Sonra geriye doğru gidip gözden kayboldu.

Uzaktan gelmiş bir yakınımı görmüş gibi oldum. Ağzım kulaklarımda… Rüstem hala buralarda…

Ahmet Aksoy

 Bir yanıt bırakın

Bu HTML tagleri ve özellikleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

(required)

(required)

Önceki yazıyı okuyun:
Komşu Çatının Civcivleri – Rüstem de gitti galiba

Bu sabah ta biraz geciktim. Saat 10'a geliyordu ofisi açtığımda. Yine ilk iş olarak balkona çıkıp etrafı taradım. Bugün daha...

Kapat